ÇeviriDergisi.net Hoşgeldiniz

Avatar

Çevirmenler için bilgi ve haber kaynağı

BBC Türkçe Servisi 65 yaşında

Savaş ÖZBEY /hurriyet.com.tr

image

II. Dünya Savaşı arifesinde kurulan BBC Dünya Servisi’nin Türkçe yayınları 20 Kasım’da 65 yaşına bastı. BBC Türkçe’nin özel bir önemi var. Sadece haberalma özgürlüğünün kısıtlandığı dönemlerde Türkiye’nin biricik haber kanalı olduğu için değil. Tarihi boyunca Bülent Ecevit, Hilmi Yavuz, Orhan Boran, Halit Kıvanç, Can Yücel, Nuri Çolakoğlu, Ferhat Boratav, Temuçin Tüzecan gibi isimlerin çalıştığı bir radyo bu.
İlk Türkçe radyo, Sovyet Radyosu’nu dinlerken ‘efendiler, bakın propaganda yapıyorlar’ diyen Atatürk’ün radyo kurulması direktifinden bir yıl sonra faaliyete geçti. Yıl 1927’ydi. 12 yıl sonra, Türkçe ilk kez uluslararası bir yayının da dili haline geldi.
1939’da beklenen büyük savaşın tarafları belli olmuş, dünya Nazi Almanyası ile İngiltere arasında saf tutmaya zorlanıyordu. Nazilerin Ortadoğu’ya yönelik propagandalarından rahatsız olan İngiliz Dışişleri, BBC’den bölgeye yayın yapmasını istedi. Yayınların parası dışişlerinin kesesinden çıkacak, ama BBC, bu yayınlar için de editoryal bağımsızlığa sahip olacaktı. Türkçe’nin de aralarında bulunduğu 43 dilde yapılan BBC yayınlarının prestiji de işte bu formülde yatıyor. BBC’nin editoryal bağımsızlık tutkusu ona dünya kamuoyu nezdinde itibar kazandırdı. Birçok başka yayın, örneğin Amerika’nın Sesi Radyosu, sadece propaganda yaptığından, bu saygınlığı asla elde edemedi.
ECEVİT’İN EK İŞİ

20 Kasım 1939’da yayına başlayan Türkçe Servisi, BBC’nin yabancı dil servislerinin ilklerindendi. Gerçi BBC savaşta tarafsızlığını bozmuş ve Fransız direnişçilere şifreli yayınlar geçmişti ama dış yayınlar öyle etkili olmuştu ki İngiliz Hükümeti barış zamanında da devam kararı almıştı.
BBC Türkçe yayınları, Doğu Bölümü’nün bir parçası olarak, Londra’nın dışında enfes bir parkla çevrili bir malikanede başladı. Çalışanların çoğu tanıdık vasıtasıyla işe alınmıştı, profesyonel spiker ya da gazeteciler değildi. Sonradan yazar olarak yıldızı parlayacak Feyyaz Fergar (Kayacan) bile gelişigüzel çeviriler yapıyordu. Üslubunun temizliği ve hitabetiyle göze çarpan tek bir genç vardı. Londra Basın Ataşeliği’nde görevli ve ek kazanç için BBC’de çalışan Bülent Ecevit:
‘İngiltere demokrasi ve basın hakları bakımından çok ileri idi. BBC Türkçe Servisi de görevini çok ciddiye alan insanlar tarafından yönetiliyordu. 1946-50 arasında Londra’da görevli iken, eğitim ve sanat programları için bana da yer verdiler. O dönem benim için çok eğitici oldu. BBC’nin yansızlığından şüphe etmedim. Özellikle Türkiye’de demokrasiye ara verilen dönemlerde BBC izlemeye hep özen gösterildi.’

KORE SINIF ATLATTI

1950’lerin başında çok partili sisteme geçen, Kore’ye asker gönderen, NATO’ya alınan Türkiye, BBC’de de sınıf atladı. Türkçe Doğu bölümünden alınarak Portekizce, İspanyolca, İtalyanca ve Yunanca’nın bulunduğu Güney Avrupa Bölümü’ne bağlandı. O sırada çeviri denetçisi olan ve daha sonra Türkçe bölümünün başına geçecek efsanevi müdür Andrew Mango’ya göre bu çok ileri görüşlü bir karardı:
‘Güney Akdeniz grubunun standartları bizimkinden daha iyiydi. 1958’de Türkçe Bölüm Müdürlüğü’ne atanınca Türk entelektüel hayatında ismi geçen gençleri işe almaya başladım. Can Yücel, Tektaş Ağaoğlu, Sadun Aren, sonra Orhan Boran, Hilmi Yavuz, gazeteci Yurdakul Fincancı, radyocu Mustafa Gerçeker bunlar arasındaydı.’
Böylece BBC yabancı bir radyodan ziyade, Türk medyasının yurtdışındaki bir uzvu haline geldi. TRT kurulduğunda, yapılan bir anlaşma ile 6 aylık sürelerle stajlar başladı. TRT ile BBC arasındaki bu değişim programı zamanında Londra’da olanlardan biri de Hilmi Yavuz’du:
‘Cumhuriyet’te gördüğüm bir ilan üzerine BBC’ye başvurdum. Çeviri ve ses sınavlarında başarılı olunca oradaki adıyla program assistant (haberci-sunucu) olarak 1964-69’da beş yıl çalıştım. TRT ile BBC arasında bir değiş-tokuş programı vardı. Ama tek taraflı işliyordu: Türkiye’den 6 aylığına staja gidenler oluyordu ama İngiltere’den gelen yoktu.’
CAN YÜCEL KOVULDU

İngiltere’ye gidenler arasında işten memnun olmayanlar da vardı: Ekibin en serserisi Can Yücel. Kılık-kıyafeti berbattı, kravat takmayı sevmez, sürekli buruşuk gömlek ve ütüsüz pantolon giyerdi: ‘Yavaş yavaş sıkıntı bastı, her gün aynı şey! Git oraya, haberleri tercüme et, aynı bokun soyu. Allah’tan Nazım sayesinde kovuldum. Nazım’ın öldüğü gün program yapmadık, unuttuk programı. Son bir iyiliği daha dokundu bana Nazım’ın…’
BBC Türkçe Yayınları’nın ünü yayıldıkça ünlüler Londra’ya gittiklerinde BBC’ye konuk olmaya başladılar. Vakur Versan, Munci Kapani, Metin And gibi üniversite hocaları BBC’den yayın yaptılar. 27 Mayıs 1960’tan önceki gergin dönemde bu ziyaretler çoğaldı. Can Yücel’in davudi sesiyle okuduğu bültenler o kadar etkili oldu ki DP hükümeti yayınların durdurulması için İngiliz Büyükelçiliği’ne başvurdu. Yanıt sonraları Türk hükümetlerinin sıkça duyacağı cinstendi: ‘BBC bağımsızdır, müdahale edemeyiz.’
Türkçe Bölümü’nün kendi içinde de gerginlik vardı. Burada iki bakan çocuğu bir aradaydı: CHP’li Hasan Ali Yücel’in oğlu Can ile DP’li Samet Ağaoğlu’nun oğlu Tektaş. Solculukta birleşiyorlardı ama yine de Tektaş babasının akıbetini düşünmeye mecburdu.
DP’den gelen baskılara direnen Mango, 27 Mayıs’tan sonra Türkiye’ye yaptığı ziyarette kahraman olarak karşılandı. Ancak BBC Türkçe, 27 Mayıs öncesi tarafsızlığını kaybetmiş değildi. Örneğin DP hükümeti son günlerini yaşarken, muhaliflerin yaydığı ‘DP Harbiyelileri öldürüp kıymasını yapmış’ şeklindeki yalan haberi yayınlamayı reddetmişti.
ORHAN BORAN’IN YUPPİ’Sİ

Orhan Boran, Nuri Çolakoğlu, Tayfun Ertan gibi genç yetenekler BBC’nin 1960’tan sonra da ününü sürdüren sesler oldular. Orhan Boran 1960’larda çok popüler olan Yuppi adlı kahramanını burada yarattı. Kendi sesini kaydettikten sonra bunu iki kat hızlı çalarak inceltiyor, böylece konuşturduğu Yuppi ile siyasi hicivler yapıyordu. BBC muhabiri olmanın da bir prestiji vardı. Halit Kıvanç bu prestiji bizzat yaşayanlardan:
‘1963’te orada bir yıla yakın çalıştım. BBC muhabiri olmak o kadar saygın bir şeydi ki bana verdikleri kartla Prenses Alexandra’nın düğününü izledim, kraliyet ailesinin girdiği yerlere girebildim. Sonra maaşıma zam yapıp bana beş yıl daha kalmamı önerdiler. Ama Türkiye’de televizyon kuruluyordu, hepimiz çok heyecanlıydık, döndüm.’
TRT’Yİ BIRAK, BBC DİNLE

12 Eylül darbesi, haberalma açısından yine bir buhran dönemiydi ve BBC Türkçe yayın süresini yarı yarıya artırdı. Yasaklıyken ilk mülakatını BBC’ye veren Süleyman Demirel meydanlara tekrar kavuşunca, halka ‘TRT’yi bırakın BBC’ye bakın’ çağrısı yaptı. BBC sayesinde yasağını delen bir başka ünlü de Bülent Ersoy’du. BBC Türkçe’deki 45 dakikalık programda Ersoy’la hem röportaj yapılmış, hem de şarkıları yayınlanmıştı. O dönemde (83-87) görev yapan gazeteci Ragıp Duran’a göre BBC hálá ‘radyo ve televizyon yayıncılığının Kabe’si.’
90’larda, BBC Türkçe yayınları, günlük yaşamın bir parçası haline geldi. Mart 1972’de TRT ve BBC arasında alınan kararla Londra’ya staja giden kadrolar yeni açılan Türk televizyon kanallarında görev alarak, yayıncılık anlayışlarını Türkiye’ye taşıdılar. 1992’ye kadar 5 yıl BBC’de bulunan Ferhat Boratav BBC’nin bu saygınlığı hak etmek için İngiliz Hükümeti’yle de çok kriz yaşadığını, Falkland Savaşı’nın iyi bir örnek olduğunu söylüyor.
BBC Türkçe Servisi, ilgiyi taze tutmak için ilklere imza atmaya devam etti. 1982’de Türkiye’de ilk kez seçim sonuç tahmini yapıldı. Nuri Çolakoğlu yönetiminde başarılan bu ilk için Güneri Cıvaoğlu, Güneş Gazetesi’nde ‘Beyler, seçim böyle izlenir’ başlıklı bir makale yazdı.
43 DİL, 50 MERKEZ 250 MUHABİR
BBC Türkçe’nin haftada toplam 13 saat yayın süresi var. Radyo RTÜK’ün hışmına da uğradı: 1999’da yayını 18 aylığına durduruldu. Radyo Televizyon Gazetecileri Derneği ise BBC’yi 2002 Dostluk ve Barış Ödülü’ne layık buldu. BBC’nin Türkçe bölümü, bu büyük kuruluşun geniş imkanlarından yararlanıyor. BBC’nin haber ağını dünyadaki 50 merkezden, 250 muhabir besliyor. Hafta içi her gün 07.00, 18.00 ve 22.30’da haber programları yayınlıyor. Programları canlı olarak BBC Türkçe’nin internet sitesinden (www.bbc.co.uk/turkish), Türkiye’de NTV Radyo’dan ve kısa dalgadan dinlemek mümkün.</DIV>

Yabancıyla sohbette dil bilmeye gerek yok

Emek Kaplangil / hurriyet.com.tr

image

Dünya çeviri yazılımında lider olan Babylon’un CEO’su Alon Carmeli ile dünyada çevirinin gittiği yön ile Türkiye’nin ve Türkçe’nin pazardaki hızlı yükselişini konuştuk.

emekkaplangil@hurriyet.com.tr

- Babylon’un yapısını ve iş modelini kısaca anlatabilir misiniz?

Her gün yaklaşık olarak 500 bin tekil kullanıcı babylon.com’u ziyaret ediyor ve bunların neredeyse 100 bin tanesi Babylon’un ücretsiz deneme sürümünü indiriyor. Bu 100 bin kullanıcının bir kısmı daha sonra ürünü gerek aylık gerekse de sınırsız kullanım için satın alıyorlar. Bunun dışında ürünlerimiz, şirketler tarafından toplu olarak da satın alınıyor. Gelir açısından baktığımızda, bireysel kullanıcılara satışlardan elde edilen gelir ile şirketlerin satın almalarından elde edilen gelir, neredeyse birbirine eşit düzeyde. Bunun dışında gelirimizin yüzde 30′luk kısmını Google ile işbirliğimizden kaynaklanan gelir paylaşım modelinden elde ediyoruz.

- Türkiye’de nasıl bir iş modeli yürütüyorsunuz?

Türkiye’de yazılım çözümleri üreten Medyasoft firması ile işbirliğimiz bulunuyor. Bu sayede şirketler ile daha yakından temas ediyor ve üreticilere OEM anlaşmaları yaparak çözümlerimizi gerek masaüstü gerekse de dizüstü bilgisayarlarda yüklü olarak tüketiciler ile buluşturuyoruz.

Çeviri uygulamalarının dışında Babylon’un bilgiye erişmede kolaylık sağlayan kurumsal çözüm uygulamalarını da satıyoruz.

- Kurumsal uygulamalarınızı hangi firmalara satıyorsunuz ve bu uygulamalar hangi çözümleri sunuyor?

Bilgileri farklı dökümanlardan, uygulamalardan toplayıp derleyen ve sistemleri birbiyle iletişim kurmasını kolaylaştıran uygulamalar sunuyoruz. Bu sayede müşterilerimiz bu bilgileri kullanarak kendileri için işleyişlerini kolaylaştıran uygulamalar geliştirebiliyorlar.

- Kaç kişililik bir ekibe sahipsiniz?

Her ay maaş alarak çalışan kırk personelimiz var. Ama bunun yanında çok sayıda kişiden dışardan destek alıyoruz.

- Babylon için gerek içerik üretimi, gerekse de teknik alt yapı ve yazılım geliştirme alanında toplam kaç kişi çalıştığına dair yaklaşık bir sayı verebilir misiniz?

İçerik yüzlerce kişi tarafından ve herhangi bir ücret talebi olmadan üretiliyor, her ay yüzlerce kişiden bu şekilde destek alıyoruz. Sayısı 100 ila 150 kişi arasında olan bir ekipten teknolojik destek alıyoruz. Bunun yanında birkaç yüz kişi de her zaman içerikle ilgili katkıda bulunuyor ve daha çok sözlük ve lügat desteğinde bulunuyor. Ama bu kişler maaşlı çalışan statüsünde yer almıyorlar.

- Kullanıcılar neden Babylon’u tercih ediyorlar?

Kullanım kolaylığı. Ürünün kurulumunu yaptıktan sonra bir tıkla aradığınıza ulaşıyorsunuz. Bilgisayar kullanıcıların hepsi teknolojiyi çok yakından takip eden insanlar değil, bu açıdan bakıldığında kolay kullanımın önemi ortaya çıkıyor. Babam bile teknolojiyi yakından tanımayan biri olarak Babylon kullanmaktan keyif alıyor.

- Kurumlara sunduğunuz profesyonel çözümlere birkaç örnek verir misiniz?

Türkiye 6 milyonu aşan ADSL abonesi ve yaklaşık 30 milyona varan kullanıcısı ile internet iletişimi konusunda dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer alıyor.

Fakat Türkiye’yi bu alanda daha önemli bir yere konumlandıran gerçek ise kullanıcı sayısındaki artış hızı. Dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde, 2000′li yılların başı ile karşılaştırıldığında kullanıcı sayısı ortalama iki kat artış gösterirken bu oran Türkiye için yedi katına ulaşmış durumda.

İşte kullanıcı sayısının bu hızla arttığı ama bu kullanıcılara hitap eden Türkçe içeriğin aynı hızla artmadığı bir dönemde, internetteki her türlü içeriğe 31 dilde erişmeyi sağlayan dünyada 68 milyon kullanıcıya sahip Babylon çeviri yazılımının CEO’su Alon Carmeli ile konuştuk.

Dünyada birçok çağrı merkezine entegre etmiş olduğumuz sistemimiz bulunuyor. Bu sistem sayesinde bu merkezlerin çağrılara geri dönüş sürelerinde yaklaşık yüzde 50′ye varan gelişmeler sağlayabiliyorlar. Çünkü  Babylon’un kurumsal çözümleri, farklı veritabanlarındaki ilgili bilgileri hızlıca toplayarak, tek ekranda gösteriyor ve böylece isteklerin yanıtlanmasında etkinliği üst seviyeye çıkarıyor. Bu sayede, hizmeti veren çalışanlar, bilgileri aramakla kaybedilen zamandan tasarruf ediyor.

Bankalar da bu hizmetimizden çokça faydalanan kurumlar arasında yer alıyor. Bu noktada bir çok uygulama çalıştırmaktansa, Babylon birçok işi sizin yerinize yerine getiriyor.

- Burada Babylon’un bir düzenleyici olarak görebilir miyiz?

Düzenleyiciden çok Babylon’u gerekli şeyi hızlıca önünüze getiren aracı olarak görebiliriz.

- Peki çeviri uygulamalarınız konusunda neler söyleyeceksiniz?

Kurumların çoğu Babylon’u kurumsal uygulamalardan çok çeviri amacı ile satın alıyorlar. Bu sayede hem dış dünya ile iletişimin önünü açıyorlar hem de bulundukları sektörde kendi dillerinde ulaşamadıkları kaynaklara ulaşma şansı yakalıyorlar.

- Neden Türkiye pazarını seçtiniz.

Biz seçmedik, pazar kendiliğinden bize kendini gösterdi. Babylon, dünya pazarlarına yayılmada demokratik bir yol izliyor. Biz, bize en çok gelene bakıyoruz ve ona daha iyi servis verme amacını taşıyoruz.
Bunu aslında bizim size, "Bizi tercih etmenizin nedeni ne?" diye sormamız gerekiyor.

Pazardaki gelişme bu şekilde olunca da şimdi burada iş yapmanın zamanı diyoruz. Çünkü pazarın durumu bizi bu noktaya götürüyor.

- Peki bu ilginin nedeni size göre nedir?

Türkiye 20 yaşın altında yoğun bir genç nüfusa sahip ve bu gençler iyi eğitimli, merak eden bir yapıya sahipler. Buna karşın Türkçe sadece Türkler tarafından konuşuluyor ve bu dil kullanılarak yaratılmış içerik bu kitleyi doyuracak düzeyde değil. Gerek hukuk, gerek kimya ya da otomotiv alanında yazılmış eserleri incelemek istediğinizde bu dilde yazılmış sınırlı kaynaklar ile yetinmek zorunda kalıyorsunuz.
Bu kitle Babylon’u bu eksikliği gidermede bir araç olarak kullanıyor.

- Türkiye’den günde yaklaşık kaç kişi ücretsiz deneme sürümünüzü indiriyor?

Türkiye’den günde 5 bin ila 10 bin kişi sitemize gelerek ücretsiz yazılımımızı indiriyor. Ama burada önemli olan nokta, Türkiye’den gelen talep çok hızlı şekilde artıyor. Bundan birkaç yıl önce buradaki kullanıcı sayısı toplam kullanıcıların yüzde 2’si kadarken, bu oran şimdi hızlı bir şekilde yüzde 10 seviyesine doğru ileriliyor.

- En çok kullanıcı sayısı hangi ülkeden?

En çok ABD’de tercih ediliyoruz. Bunun en önemli nedeni ise bu ülkede yaşayan göçmen vatandaşların İngilizce’ye olan gereksinimleri. Türkiye ise ABD’nin yanı sıra Brezilya, Almanya, İtalya ile birlikte ile beş ülke arasında yer alıyor.

- Peki Türkiye’deki kullanıcı sayısındaki bu artış devam ederse birkaç yıl içerisinde liderliği ele geçirebilir mi?<IMG alt=http://preview.hurriyet.com.tr/preview/image.aspx?picid=8128791 align=right src="http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/arsivimage.aspx?picid=8128791">

Evet, kesinlikle ele geçirebilir. Grafiklere baktığımızda gidişat bu yönde.

- Dillerin yapısı göz önüne alındığında Türkçe’nin zor bir gramer yapısı olduğu söyleniyor. Siz tercüme yaparken Türkçe ile yaşanan bu zorluğu aşabildiniz mi?

Bu sorunun cevabını şu şekilde vermek gerekir:

Şu andaki çeviri kalitesi ile bundan birkaç yıl önceki çevirinin kalitesini karşılaştırdığınızda arada dağlar kadar fark olduğunu görebilirsiniz. Bu konuda bizi cesaretlendiren diğer bir gelişme de, yazılımı indirenlerin sayısındaki hızlı artış. Eğer, çeviri anlamında tatmin edici bir ürün sunmuş olmasaydık bu kadar fazla sayıda kullanıcı tarafından tercih edilmezdik diye düşünüyoruz.

Ben şahsi olarak her ülkede yapılan ürün lansmanlarımıza katılmıyorum. Ama Türkiye bu lansmanlara katıldığım birkaç ülke arasında yer alıyor. Türkiye’ye önem veriyoruz. Verdiğimiz bu önemle Türkçe çeviri kalitesinde önümüzdeki birkaç sene içerisinde çok daha büyük gelişmelerin olacağını şimdiden söylebilirim.

- Türkçe için özel bir metod uyguluyor musunuz?

Kelime ya da cümle cevirileri olarak bakıldığında Türkçe için üst seviyede belki de en üst seviyede içeriğe sahibiz. Metin tercümesi için de şu anda pazarda bulunan yazılımlar içerisinde en başarılıyız diyebilirim. Ama bunun geliştirilmesi gerekiyor ve çalışmalarımızı bu yönde devam ettiriyoruz. Bu doğrultuda elimize geçen her türlü kaynaktan yararlanıyoruz. Bu doğrultuda  üniveritelerin kaynaklarında tutun da sinema filmlerindeki alt yazılara kadar birçok kaynağı kullanarak, çeviri motorunu güçlendiriyoruz.

- Bu amaçla Türkçe internet sitelerini de araştırıyor musunuz?

Elbette, bu siteleri de araştırıyoruz.

- Özellikle hangi içeriğe sahip siteleri araştırıyorsunuz?

Her türlü siteyi bu amaçla araştırıyoruz. Makineler tarafından yapılan çevirilerin veritabanında çoğunlukla Birleşmiş Milletler tarafından resmi olarak tercümesi yapılmış, halka açık belgeler bulunmakta. Ama bu belgeler genellikle spesifik konulara yönelik olduğu için geniş bir veritabanı için eksik kalmaktadır. Bu yüzden biz bu açığı kapatmak için çok çeşitli alanlardaki kaynaklardan faydalanıyoruz.

- Bir anlamda arı gibi çalışarak her çiçekten bal aldığınızı söyleyebilir miyiz?

Evet, kesinlikle bunu söyleyebiliriz.

- Babylon 8, MSN Messenger ile entegre kullanılabiliyor mu?

Evet kullanılabiliyor.

- Örneğin, hiç İngilizce bilmeyen bir kişi karşısındaki kişiye sadece Türkçe yazıp, söylediklerinin yüzde yüz doğru tercüme edildiğinden emin olabilir mi?

Hayır, henüz değil. Çünkü makinalar tarafından yapılan tercüme daha o noktaya erişmiş değil. Ama, karşısındaki kişi örneğin İngilizce yazarsa, bu dili hiç bilmeyen ve sadece Türkçe bilen kişi onun ne söylediği konusunda fikir sahibi olabilir. Aynı şekilde İngilizce bilen kullanıcı da Türkçe yazılanlar konusunda fikir sahibi olur. Bu noktada makinaları bizim yerimize yazan değil de yazdıklarımızın anlaşılmasını sağlayan aracılar olarak görmeliyiz.

- Türkiye MSN Messenger kullanıcısı sayısında dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer alıyor. Çoğunlukla genç nüfus bu iletişim aracına sosyalleşmek için başvururken, karşı cins ile flört amacı içinde sıkça kullanılıyor. Biraz mizahi bir soru olacak ama, sizce Babylon bu gençlerin yabancı karşı cinsleri daha kolay iletişim sağlamasını kolaylaştıracak mı?

Tabii ki o yönü ile düşünülürse, plajda tanıştığınız bir yabancı ile iletişim kurmanızda kolaylık sağlayacaktır.

- Faaliyet gösterdiğiniz alanda pazar payınız nedir?

Pazar payı konusunda net bir oran veremem ama küresel pazarda liderliğe büyük oranla sahip olduğumuzu söyleyebilirim. Rakiplerimiz ise genellikle faaliyet gösterdiğimiz ülkelerdeki bulunan köklü yerel yayıncı kuruluşlar. Fakat marka bilinirliğimiz sayesinde yerel pazarlarda da güçlü bir pozisyona sahibiz.

Sadece çevirmenler okumasın

Doğan Hızlan hurriyet.com.tr

image

ÇEVİRİNİN ulusların kültür yaşamının biçimlenmesindeki rölünü, etksini biliyoruz.
Çeviri edebiyatının kültürel, edebî zenginleşmemizdeki işlevini, Hasan Âli Yücel’in kurduğu Millî Eğitim Bakanlığı Klâsikleri sayesinde sağladığımızı anımsatmak gerekir. Tercüme Bürosu eğitim girişimlerimizin en önemlisidir.
Ülker İnce, Işın Bengi-Öner’in Kızılcık karpuz olur mu hiç? İlâhi çevirmen çalışması, ilk okuyuşta sadece çevirmenleri ilgilendiren bir kitap gibi görünebilir. Ancak, çeviriye meraklı, çeviri üzerine düşünen, çeviri yapmak isteyen herkes bu çalışmadan yararlanacaktır. Kitabın kapağındaki bir yazı, çalışmanın amacını, niteliğini belirliyor: “Metin türü bilgisine sahip, çevirinin gereklerini kavramış, bilinçli kararlar alabilen çevirmenler yetiştirmek nasıl mümkün olabilir? Bu soruya yanıtlar arayan deneysel bir Metin Atölyesi çalışması…”
İyi bir çevirmen olmak için bu derslere girdiniz, bu kitabı da okudunuz. İşte asıl emek verilecek bölüm bundan sonra başlıyor.
Çevirmen nasıl olmalı, çeviride yetkinlik için gereken ögeler nedir? Cevabını kitaptan alalım; “çeviride yetkinlik, çevirmenlerin her iki kültüre ve dile hâkim, her iki kültürde de metin bilgisine ,erek dilde metin üretme becerisine sahip ve tabii, kültür ile dil durağan, değişmez şeyler olmadığı için, her zaman araştırmaya gereksinim duyan ve araştırmayı bilen kişiler olmasına bağlı.”
Kitabın başındaki bilgileri öğrenip, sindirdikten sonra, Uygulamalar’a geçeceksiniz. Şiiri çevirirken karşılaşılan güçlükler, aşılması gereken engeller, bu uygulamalarda çözüme ulaşıyor.
Alınan örnekler sıradan bir edebiyat okurunun bildiği parçalar, onun için kitabı çevirmen olmayanlar da okuyabilir diyorum. Çünkü bir okur, bu çalışmanın, uygulamanın izini sürerek, bir çevirinin başarılı olup olmadığını anlayabilir. Örnekleri yazınca, bu yargıma katılacaksınız.
Orhan Veli’den; ‘İlâhi Kızılcık’, Can Yücel’den, ‘Kitabesiz Seng-i Mezar’, F.Scott Fitzgerald’ın The Great Gatsby romanından bir parça, Lawrence Durrell’in Bitter Lemons of Cyprus adlı kitabından bir parça.
Çevirideki bazı kavramlar üzerine de tartışacak bilgileri burada okuyacabileceksiniz. Hiç kuşkusuz, hepimizin çeviri denince zihnimizi kaplayan, sadakat sorunu aklımıza yine gelecektir. Sonsöz’de, bu sadaket meselesine değiniliyor:
“Kitabın başlığında bir soru cümlesi var ve sanki yanıtı da içinde: Kızılcık karpuz olur mu hiç? İlâhi çevirmen! Elbette olmaz! Bunu bilmeyecek ne var? Ama dikkat edilirse kitabın bu soruya yalnızca ‘Olmaz’ yanıtını vermediği görülecektir.”
Örneğin Orhan Veli’nin “Kızılcık” şiiri üzerinde çalışırlarken, bu kısa ama bütünlüklü metin üzerinde birtakım değişiklikler yaparak çeviride karşılaşılan sorunlar incelenmiş. İLk etapta kızılcık meyvesinin yerine başka meyve isimleri yazılarak bütünlügğün bozulup bozulmadığı, eğer bozuluyorsa neden bozulmuyorsa neden diye sorularak çevirmen adaylarından açıklamalar istenmiş. İki aday bozulmadığını zira burada anlatılmak istenenin kızılcık meyvesi değil, eğretileme yoluyla başka şeyler olduğunu dile getirmişler. Bozulduğunu düşünen adaylardan ikisi meyve ismiyle beraber mantıksal bütünlüğün de bozulduğunu, dolayısıyla başka cümlelerde de değişiklik lyapılması gerektiğini ifade etmiş. Dördü geleneksel “şiir bütündür” anlayışı dolayısıyla bozulacağını dile getirmişler. Daha sonra bunu detaylandırarak iyi bir çeviride olması gerekenleri aktarıyor İnce ve Bengi-Öner. Çeviri metnin kaynak metinle ilişkisi sıkı olmalıdır, ortaya çıkan işin metnin aslıyla ilgisi görülebilmeli ve çevirmende çeviri bilinci ile çeviri kararları olabilmelidir. Bunun da metinsel olarak sağlam dayanakları olmalıdır. diye bu uygulamanın ana fikrini açıklamış İnce ve Bengi-Öner. Uzman veya konuya ilgili herkes için yararlı bir kitap.
DOĞAN HIZLAN’IN SEÇTİKLERİ
Emrah Serbes Erken Kaybedenler İletişim
Franz Kafka Bir Kavganın Tasviri Can
Irmak Zileli Halit Refiğ – Doğruyu Aradım Güzeli Sevdim Bizim Kitaplar
D. Miller, J. Taylor Mimarlık NTV Kitap
Halil İnalcık Devlet-i ‘Aliyye İş Bankası Kültür Yayınları

Çeviri ödülü Arslan’ın

Türkiye Bilimler Akademisi’nin, “Üniversite Ders Kitapları Telif ve Çeviri Eser” ödülleri sahiplerini buldu. Ödül kazananlardan biri de Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Metin Arslan oldu.

image

Arslan, bu ödülü, David G. Gardner ve Doleres Shoback’ın yazdığı endokrinoloji kitabıyla kazandı. Bugüne kadar sekiz baskı yapan kitap, bin 13 sayfadan oluşuyor. Arslan, kitabın tercümesinin editörlüğündeki başarısı nedeniyle ödüle değer bulundu. 27 bölümden meydana gelen kitap, tıp öğrencileri, pratisyen doktorlar, aile hekimleri, iç hastalıkları araştırma görevlileri, Yan Dal Uzmanlık (YDUS) ve doçentlik sınavlarına hazırlananlar için düzgün, anlaşılabilir ve akıcı bir Türkçe ile çevrildi. Kitabınsonunda normal hormon değerlerini ve referans sınırlarını içeren özel bir ek de bulunuyor.

Altyazı yok, anında çeviri

İngiltere’de tiyatrolarda kullanılmaya başlanan yeni cihaz basit ama çok kullanışlı…

Müzikalleri ve tiyatro oyunlarıyla meşhur bir bölge olan West End- (Batı yakası) Londra’da teknolojiyi tiyatrolarda nasıl kullanabileceklerini düşünen yapımcılar, basit ama yararlı bir fikirle ortaya çıkmışlar.

İlk olarak Hairspray müzikalinde kullanılan Airscript denen kablosuz gereç sayesinde, İngilizce bilmeyen turistler ve işitme problemi yaşayan insanlar rahat rahat tiyatro izleyebilecek. Profesyoneller tarafından yapılan çeviriler, bu kablosuz cihaza iletiliyor.

Taşınabilir ve küçük boyutlu bir ekran olan Airscript; İtalyanca, Rusça, Fransızca, İspanyolca, Japonca, Çince, Almanca, İngilizce dil desteği sağlıyor.

Özellikle işitme engelliler için çok kullanışlı bir araç olabilir.

 

Kaynak: hurriyet.com.tr



Bir de bunlara bakın

Hemen ayrılmayın. Bir de sizler için faydalı olabilecek bu sitelere bir göz atın.