Çevirmenleri Orhan Pamuk’u anlattı
Kitapları 46 dile çevrilen Orhan Pamuk’un edebiyatını çevirmenlerine sorduk. Pamuk’un “Her biri arkadaşımdır” dediği çevirmenlerinin yazarın yapıtlarıyla hayranlık ve sevgi dolu ilişkiler kurduğunu gözlemledik.
ORHAN PAMUK’UN GİZLİ KAHRAMANLARI KONUŞTU: “İŞTE HAK EDİLMİŞ BİR NOBEL!”
Orhan Pamuk’un Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanmasının ardından maruz kaldığımız bilgi bombardımanı boyunca, karşımıza yazarın edebiyatıyla siyasi duruşunun sorgulandığı ve yorumlandığı yüzlerce haber ve makale çıktı. Ama bir grup vardı ki, kimse onlara söz vermedi… Pamuk’un kitaplarını 46 dünya diline kazandıran çevirmenler!
Ki onlar Pamuk’un Nobel başarısının gizli kahramanları arasındaydı ve onun edebiyatı hakkında söz söyleme ehliyetine sahip kişiler listesinin ön sıralarında yer alıyordu. Dünyanın dört bir yanındaki Orhan Pamuk çevirmenleriyle bağlantı kurduk ve kendilerine Pamuk’un edebiyatıyla ilgili düşüncelerini sorduk.
Dr. Nana Lee (Korece)
“Pamuk’u Koreceye çevirmek büyük onur!”
Orhan Pamuk’un Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandığını duyduğum an hayatım boyunca unutamayacağım anlardan biri. Pamuk’un eserlerinin tek Korece çevirmeni ve yine tek Koreli Orhan Pamuk edebiyatı araştırmacısı olarak, sanıyorum ki, benim için de bundan daha büyük bir onur ve şeref olamaz.
Pamuk, postmodernizmin farklı tekniklerini uygulayarak romanında çeşitliliği mümkün kılmış, bu sayede romanlarının kapsamını genişletebilmiştir.
Şemsa Gezgin (İtalyanca)
“Dilinin zenginliğini ifade etmek güç!”
Roman tekniğine son derece hakim, yapıtlarının her birinde farklı bir anlatım biçimi kullanan bir yazar oluşunun çevirmenin işini zorlaştırdığını açıkça söylemeliyim. Dilinin zenginliğini ifade edebilmek için İtalyanca gibi zengin bir dilde bile güçlüklerle karşılaştım. Kendisinin çeviri sırasında karşıma çıkan sorunları çözdüğünü, önerilerde bulunduğunu söyleyerek çevirmenlerine verdiği değeri de açıklamak isterim.
Pamuk, “Edebiyat bana bir ilaç gibi gereklidir” diyor. Onun yapıtları da dilimiz ve edebiyatımız için bir ilaç gibi gerekli.
Maureen Freely (İngilizce)
“Pamuk’un kitapları dünyaya sesleniyor!”
“Kar” İngilizceye çevirdiğim ilk kitaptı. O zamandan bu yana “Istanbul”u ve “Kara Kitap”ı tercüme ettim.
Onun kitapları, çağdaş dünya romanının mecazlarını yansıtmalarına ve sık sık ters yüz etmelerine karşın tabiat olarak 19. yüzyıl romanlarına daha yakın duruyorlar. Yoğun nüfuslu alanlar yaratıyor, karakterlerini çağımızın büyük soruları içine yerleştiren öyküler anlatıyor. Bu nedenledir ki Pamuk’un kitapları yalnızca 20. yüzyılın ortasında İstanbul’da büyümüş olanlarımıza değil, her yaştan, tüm dünya okurlarına sesleniyor.
Apollinaria Avrutina (Rusça)
“Yazdıkları hem acımasız hem insancıl”
Rus edebiyatıyla beslenerek yetiştirilen bir Rusça tercümanı olarak, Orhan Pamuk’u çevirmenin büyük zevk olduğunu söyleyebilirim. Orhan’ın yazdıkları, ağrı verecek kadar acımasız, bir bıçak ağzı gibidir ve aynı zamanda da, inanılmaz derecede şefkatli ve insancıldır. Pamuk, politika, ideoloji ve hatta Batı ile Doğu’nun ilişkileri hakkında yazmıyor. Bütün bunları içeren rengârenk dünyamız hakkında da yazıyor. Onun kahramanları bu dünyanın içinde yaşıyor. Biz de.
Alf Storrud (Norveççe)
“İçsel çelişkileri dahice betimliyor!”
Orhan Pamuk, İskandinav basınında siyasi bir yazar olarak biliniyor ve Doğu ile Batı arasında köprü kuran bir yazar olarak tanımlanıyor. Bunda gerçek payı olabilir ama Orhan Pamuk, kanımca bunların çok ötesinde bir yazar. En başta insanın içsel çelişkilerini dahice betimleyen bir yazar, yaşamın karmaşıklığı ve çeşitliliğinin yorulmak bilmez bir tanığı. Batı’nın postmodern roman tekniğini ve Doğu’ya özgü geleneksel anlatım biçimlerini bir potada eriterek, herkesi ilgilendiren sorunlara yeni bakış açıları getiriyor.
Ok. Dr. Rafael Carpintero (İspanyolca)
“Sağlam bir edebiyat dünyası sunuyor”
Orhan Pamuk, özellikle iyi bildiğim ve son derece sağlam bir edebiyat dünyası sunuyor bana. Bu dünyayı iyi tanıyorum, çünkü yaklaşık yirmi yıldır İstanbul’da oturuyorum hem de onunla aynı semtlerde. Pamuk’un anlatımı, kanımca, hem biçem hem de kurgu bakımından son derece tutarlı. “Orhan Pamuk bana ne veriyor?” diye sorduğumda, bir ayna gibi denizin öbür yanından görünüşü olduğunu söyleyebilirim. Bu da, İnebahtı’da Türklere karşı savaşırken kolunu kaybeden ve kitaplarında hayalleri gerçekleşen o iyice tanınmış İspanyol’un gördüğüyle aynı deniz.
Ord. Prof. Dr. Ekrem Çauşeviç (Hırvatça)
“Dünya edebiyatına damgasını vurdu”
Orhan Pamuk, üslûbu, anlatışı ve inanılmaz derecede kuvvetli öykücülüğü sayesinde okurunun en gizli, en derin, en duygusal ve düşünsel dünyasına sokulmayı beceren bir söz büyücüsüdür.
Öyle ki “Benim Adım Kırmızı”yı Hırvatçaya çevirirken kendim yazmışım hissine kapılmaktan kurtulamadım bazen. O eserleriyle iç dünyamızı zenginleşiren, arkamızdaki on-on beş yıl içinde gerçek sanat değerlerinin ne olduğunu unutmaya başlayan dünya edebiyatına silinmez damgasını vuran büyük bir romancıdır.
Drita Çetaku (Arnavutça)
“Anlatım tekniği beni büyüledi!”
1999′da Türkiye’den gelen bir arkadaşım “Benim Adım Kırmızı”yı hediye olarak getirmişti. Kitaptaki anlatım tekniği beni büyülemişti. Romanı okurken dünyanın bir sahilinden diğerine sallandığımı hissetim. Orhan Pamuk, roman içindeki masalımsı ve modern anlatım tekniğiyle, kendisinin ait olduğu ülkenin sanatını ve bu sanatın zenginliğini sergilemeyi başarmıştı. Türk sanatının ve özellikle bu ülkenin edebiyatının renklerini Orhan Pamuk’un ‘tutkulu’ kaleminden Arnavutçaya kazandırmaktan mutlu olacağımı düşündüm… Ve şu anda mutluyum.
Stella Vretou (Yunanca)
“Romanları bir dünya kütüphanesi gibi”
Orhan Pamuk, Yunan okuyucularına gerçek edebiyat doyumu yaşatan bir yazardır. Anlatmayı ne kadar çok sevdiği, cümleleri, sözcükleri üzerinde ne kadar çok çalıştığı bellidir. Okuyucuyu ilgilendiren sorunları ve ontolojik problemlerini dile getirdiği için hem Batılı hem Doğulu okuyucu tarafından aynı zevkle okunan bir yazar o. Pamuk’u okumak bir dünya kütüphanesine girmek gibidir.
Filipe Guerra (Portekizce)
“İşte hak edilmiş bir Nobel!”
Çeviriden önce, ilk okumam sırasında, “Yeni Hayat” yenilikçiliği ve çokkatmanlılığı ile heyecan veriyordu. Orhan Pamuk’u çevirmek bir zevkti. Düşsel, simgesel, fizikötesi elemanları “Hayatın hesap edilemez geometrisi” içine zarflamak fikri, gerçek hayatta bizim Türkiye’yi düzinelerce gezi kitabı, röportaj ya da felsefi önerme okuyarak tanıyabileceğimizden daha derin tanımamızı sağlar. Saplantılı biçimde hayatın sırlarını bir kitabın sırları aracılığıyla arama fikri hakikaten dahiyanedir ve bize şunu söyletir: İşte hak edilmiş bir Nobel.
KAYNAK: Milliyet Aslı ONAT



Henüz yorum yazilmadi, Yorumlar ve Ilgili Yazilar
Reply to “Çevirmenleri Orhan Pamuk’u anlattı”
Yorum gondermek için Giris yapmaniz gerekiyor.