Çevirmenler çevrim dışı!
Türkiye’deki çevirmenler yaptıkları işin bir meslek olarak görülmediği, hakları yeterince korunmadığı, ‘iyi çeviri’nin karşılığı ödenmediği için geleceğe kaygıyla bakıyor.
Kültürlerarası iletişimin zorunlu hale geldiği günümüz dünyasında çeviri çok daha etkin bir işleve sahip. Türkiyeli okur bu bakımdan hep şanslı oldu. Çünkü ülkemizde iyi ve hızlı bir çeviri mekanizması olduğu kabul edilir. Ne var ki bu çevirileri yapan çevirmenler, okurlar kadar hayatından memnun değil. Çevirmenlerin sorunları giderek artıyor. Çeviri yaparak geçinmenin zorluğu, iyi çeviriyi kovan kötü çeviriler, çeviri hırsızlığı, yayınevlerinin çevirmenliğe bakışındaki ve çevirmenlik eğitimindeki eksiklikler bu alanın başlıca sorunları.
Bir süredir internet üzerinde toplanan ve sorunlara ortak çözümler üretmeye çalışan Kitap Çevirmenleri Girişimi’ne göre en büyük sorunun ‘çevirmenliğin bir meslek olarak kabul edilmemesi’. Girişimin katılımcılarından Mustafa Tüzel, Sevinç Altınçekiç, İsmet Tekerek, Aylin Onacak, Elçin Gen, Turgay Uykusuz ve Saliha Nilüfer, sosyal haklara sahip olmamaktan dertli. Türk hukukuna göre ‘eser sahibi’ kabul edilseler de düzenli gelir, sigorta, emeklilik gibi en temel sosyal haklardan yoksunlar. Bugün Türkiye’de yalnızca çeviri yaparak geçinmek neredeyse imkânsız. Çevirmeler, ya ailelerinin evlerinde kira ödemeden oturdukları ya da kendileri de ikinci bir iş yaptıkları için, çeviriyle geçiniyormuş gibi görünüyor. Satın alınan 10 YTL’lik bir kitaptan çevirmenin cebine giren 50 ila 75 kuruş civarında. Yayınevleri ise çevirmenleri yayım dünyasının ana unsurlarından biri olarak görmüyor. Bu durumda da ortaya kötü çeviriler çıkıyor. Kitap Çevirmenleri’ne göre özel bir yasa, denetim, eğitim ya da standart olmadığı sürece kötü çevirilerin önlenme olasılığı yok.
Girişim, bu ve benzeri sorunlara karşı çalışmalarını sürdürüyor. Grup, şimdiye ka-dar birçok çevirmeni bir araya getirmek, iyi çeviriyi oturtmak amacıyla atölye çalışmaları yapmak, sözlük hazırlamak; çevirmenlere, yayınevlerine ve okurlara yönelik çağrı metinleri yayımlamak, tip sözleşmeleri hazırlamak gibi birçok işe imza attı.
‘Sadece uzmanlar çeviri yapmalı’
Çeviri Derneği’nin başkanı Hasan Anamur çeviri yapabilmek için yaygın inancın aksine iki dil bilmenin yeterli olmadığını önemle vurguluyor: “Oysa bu olmazsa olmaz koşuldur, bir piyanistin iki elinin olması gibi. Ama bir de bunları bilinçli olarak kullanmak var. Dolayısıyla çeviriyi yapacak kişinin gerek teknik alanda gerekse yazınsal alanda konusunu çok iyi bilmesi gerekir.”
Anamur çevirinin bir meslek olarak kabul edilmesi ve sadece uzmanların çeviri yapması gerektiğini savunuyor. Ona göre çevirmenlerin sorunlarını çözebilmek için örgütlenmeleri gerekiyor. Çeviri Derneği de bu alandaki uluslararası standartları Türkiye’de kabul ettirmeyi amaçlıyor: “Uluslararası Çevirmenler Federasyonu’nun Türkiye temsilcisiyiz. Bu, UNESCO’ya bağlı bir kuruluş. Amacı da çevirmenlerin dünyada haklarını savunmak, çevirmenliği bir meslek olarak kabul ettirmek. Talepler geniş bir çerçeve metin halinde var. Biz bu anlaşmayı ve Nairobi belgesini çevirmekteyiz, bunları yayımlayacağız. Türkiye’de bunların işverenler ve yayınevlerince kabul edilmesini diliyoruz. Bir de haksız rekabeti önlemeye çalışıyoruz. Yeniden düzenlenme dönemi yaşıyoruz, ondan sonra çevirmen haklarını Türkiye’de bir kere daha dile getireceğiz. Belirli protokollere bağlı olarak yayınevleriyle, işverenlerle, şirketlerle çevirmenlerin çalışmalarını sağlamaya çalışacağız.”
Çeviri hırsızlığı yapılıyor
Radikal Kitap’ın 12 Eylül sayısında Oğlak Yayınları tarafından verilen ilanda başkalarının çevirdiği kitapları, küçük değişikliklerle yeniden yayımlayan yayınevlerine işaret ediliyordu. Yayın dünyasında kendinden epey söz ettiren bu ilan hakkında Oğlak Yayınları Yönetmeni Raşit Çavaş’la görüştük: “Çok açık. Ne demek istediğimiz orada belli. Başka bir şey söylemek istemiyorum. Ama bir ara bu tür kitaplar eskiden dağıtıma giremez, saygın ve büyük kitap zincirlerine ise asla alınmazdı. Şimdi ise ‘ucuz kitapla sürümden kazanma’ mantığıyla hepsine giriyorlar. Tabii, ‘en ucuz hıyar bizde’ mantığıyla müşteri çekmeye çalışan bazı büyük süpermarketlere de girdiler. Benim içimi acıtan birkaç şey var: 1. Örgütlenip, dürüst yayınevlerine bildiriler gönderen çevirmenler bunlar hakkında niye araştırma yapmıyor? 2. Kitaptan anlamayan süpermarketler neyse de, ‘kitap’ denilen şeyden anladığını varsaydığım bazı ünlü kitabevleri bunları içleri sızlamadan nasıl okuyucuya veriyor? 3. Bunları yapanlardan biri ünlü bir solcu imiş, içimi en çok da bu sızlatıyor.”
‘Bu iş bir sanattır’
Çeviri Derneği UNESCO öncülüğünde her yıl 30 Eylül’de kutlanan ‘Dünya Çevirmenler Günü’ dolayısıyla, her yıl olduğu gibi bu yıl da, çeviri alanına önemli katkılarda bulunmuş çevirmenlere hizmet onur ödülü veriyor. Bu yılki ödüller yazınsal çeviri alanında Cevat Çapan’a, teknik çeviri alanında Şahap Barker’e, konferans çevirmenliği alanında ise Zeynep Bedik’e verilecek. Ödül alması vesilesiyle konuştuğumuz Cevat Çapan, Türkiye’de her şeye rağmen şiir çevirisinin iyi yapıldığını belirtiyor. Özellikle Fransızca ve İspanyolcadan çok başarılı şiir çevirileri yapıldığını anlatan Çapan, benzer durumun Doğu dilleri için geçerli olmadığını söylüyor.
Çapan, çevirmenlerin mesleki sorunlarından bahsederken işin sanatsal yanı olduğunun unutulmaması gerektiğini vurguluyor: “Özellikle şiir çevirmenlerinin sorunları, bu işin toplumumuzda bir lüks sayılması, gereken maddi ve manevi desteği görmemesiyle ilgilidir. Bir başka sorun da bu işin kolayca öğrenilebilecek bir uğraş olmaması. Almanların ‘çeviribilim’ dedikleri bu uğraş aynı zamanda ‘çeviri sanatı’ da değil midir? Bir sanatı öğrenmenin güçlüklerini de bu yüzden unutmamamız gerekir.”
Mahmut Hamsici
Kaynak: Radikal



Henüz yorum yazilmadi, Yorumlar ve Ilgili Yazilar
Reply to “Çevirmenler çevrim dışı!”
Yorum gondermek için Giris yapmaniz gerekiyor.