ÇeviriDergisi.net Hoşgeldiniz

Avatar

Çevirmenler için bilgi ve haber kaynağı

10. Yıl Nutku 6 bin 900 dile çevrilse…

Bir metni dünyadaki 6 bin 900 ayrı dilin birinden diğerine çevirip ilerlesek, vardığımız nokta, orijinalinden ne kadar uzağa düşer?

Mükemmel çeviri tatlı bir hayal mi?
Dünyada yaklaşık 6 bin 900 tane yaşayan dil var. Bunların yaklaşık üç bin tanesini 10 binden fazla kişi konuşuyor. Teorik olarak bu, sadece bu diller arasında bile 9 milyon kadar değişik çeviri yapılabileceği anlamına gelir.
Buradan yola çıkarak bir düşünce egzersizi yapalım. Türkçe bir eser alsak, mesela Atatürk’ün 10. Yıl Nutku, bunu önce bir dile çevirsek, sonra bu dilden başka birine çevirsek ve bu işlemi zincirleme 6 bin 900 kere tekrar ederek en son Türkçe’ye geri çevirsek elimize gerçeğinden ne kadar farklı bir şey geçer? Son cümle ‘Ne mutlu Türküm diyene’ olduğu gibi kalır mı? İmkânsıza yakın. Peki bu hatanın sorumlusu 6 bin 900 çevirmenden hangisidir? Eğer hepsi birden sorumluysa, o zaman, nasıl güvenebiliriz biz çevirmenlere?
Çevirmenler aslında yabancı dünyaların kapılarını bize aralayan, gözlerinin içine bakıp çaresizce anlaşamadıklarımızla bizi konuşturan mucizevi insanlar. Yaptıkları çok önemli bir iş. BM’den televizyonlarda görmeye alışık olduğumuz bir sahne düşünün; 191 ülkenin temsilcileri son derece önemli bir konu tartışıyor. Bunu mümkün kılan o sırada salonun üst kısmındaki küçücük odalarında son sürat çalışan onlarca simültane tercüman. Veya dini bir kitabın kendi dilimize çevirisini okuduğumuzu düşünün. Gene yukarıdaki örnekte olduğu gibi çevirinin mükemmel olması gerektiği bir durum.
Ama her çeviri, temsil ettiği kaynak metin veya söz kadar, çevirenin bilinçli veya bilinçsiz birçok seçimini de içinde barındırıyor. Doğal olarak, bu seçimler beraberinde sorular ve tartışmalar da getiriyor. Daha yeni tanık olduk 100 Temel Eser’in Milli Eğitim Bakanlığı tarafından önerilen bazı çevirilerinin İslami bir adaptasyon niteliğinde olduğuna.
Ama 6 bin 900 çeviriden sonra ‘Ne mutlu Türküm diyene’ cümlesine geri dönmemizi imkânsız kılan teorik bir engel var mı? Yoksa suç, hatasız çalışamayan (sonuçta onlar da insan) çevirmenlerde mi? Gelecekte bir gün düzgün bir şekilde bütün bu dillere doğru tercüme yapıp, aynı cümleyi bize geri verebilecek bir bilgisayar programı yazılabilir mi?
Mükemmel bir çeviri, şeklini bilmediğimiz için tutamadığımız, yerine karar veremediğimiz için kovalayamadığımız, ama inatla varlığa inanmaya devam ettiğimiz romantik bir hayal mi sadece?
Cevabı tahmin etmek zor olmamalı. Bırakın 10. Yıl Nutku’nu kulaktan kulağa misali zincirleme 6 bin 900 kere çevirmeyi, sadece bir dile çevirsek ve sonra o dilden geri Türkçeye çevirsek elimize gene aslından çok farklı bir şey geçer. Bahsettiğimiz gibi, çeviri her şeyden önce seçim yapmak üzerine kurulu bir süreç: Mevcut birçok olasılık arasından uygun kelimeleri, uygun cümle yapılarını seçmekle ilgili. Zaten yapılan o kadar yatırımdan sonra en gelişmiş bilgisayar programlarının bile insan katkısı olmadan güvenilebilir çeviriler yapamamalarının nedeni bu seçimler. Çeviri hâlâ insan aklına dayalı bir uğraş.
Önce çeviri sürecini inceleyelim. Çeviri, bir dilde yazılmış veya söylenmiş bir sözü, anlamı değişmeyecek şekilde başka bir dilde ifade etmek. Yani aslında çeviri iki aşamadan oluşan bir uğraş: Birincisi, orijinal dilde varolan sözün anlamını çıkarmak; ikincisi, bu anlamı başka bir dilde ifade etmek.
Dikkat edersek her iki aşama da varsayımlar üzerine kurulu. Birinci aşamadaki varsayım, sözün öz anlamının dilden arındırılmış olarak var olabileceği. (Bu aslında çok derin bir varsayım. Formdan bağımsız bir öz olabilir mi?) Yazdıklarımızda, söylediklerimizde, kullandığımız dilden ayrıştırılabilir bir anlam bulabilir miyiz? Mükemmel bir çeviri yapabilmek her şeyden önce bu anlamın doğru yakalanması üzerine kurulu.
Ama doğru anlamı dilden arınmış bir şekilde yakalamak ne kadar gerçekçi bir çaba? Hepimizin aşina olduğu gibi İslam dini Kuran’ın ayetlerinin sadece orijinal dilinde, Arapça, özünü tam ifade edebileceğine inanır. Kuran’da yazılanlar kulağa Arapça’nın sesleriyle geldiğinde, kâğıt üzerinde Arapça harflerle yazıldığında kutsallığını korur. Böylece, İslam dini yukarıda ortaya koyduğumuz soruya net bir şekilde olumsuz cevap vermiş olur. İslam dinine göre Kuran’ın tercümesi ister istemez bir insan çalışmasıdır ve bu nedenle aslını temsil edemez, ancak yorum olarak kabul edilebilir. (Tabii bu kadar önemli bir mesajın sadece Arapça tam kutsallığına ulaşması mesajın evrenselliğine ters düşüyor, o ayrı bir konu.)
Bununla bağlantılı bir başka endişeyse bir yazıda veya sözde ifade edilmiş anlamın tekil olmamasıdır. Yani aynı cümle duruma göre bir çok başka anlamı taşıyabilir. Asıl kastedilen anlamı çıkarmak için çevirmenin bunlardan birini seçmesi gerekebilir. Ama insan çoğunlukla bu belirsizlikle oynar: Kesin konuşmak yerine bir cümleyle birçok şey söyler. Mesela, biz her duruma cevap kelime ‘İnşallah’ı kullandığımız zaman ‘Allah izin verirse’nin ötesinde, ‘Canım pek istemiyor, ama bakarız’ dan ‘Lütfen lütfen çok istiyorum’a birçok şey söylemiş olabiliriz. Ama bu kelimeyi bunlardan herhangi biri olarak çevirmek, sözün büyülü kaderci havasını kaçırmak olur. Belki daha doğru bir bakış açısı her sözün gerçek tek bir anlamı olduğu değil de, bir anlam kümesi olduğunu düşünmektir.

Akıcılık mı, anlamın korunması mı?
Bu da mükemmel bir çevirinin ikinci aşamasının, kastedilen anlamın başka bir dilde ifade edilmesinin, neden çok zor olduğunu gösteriyor. Başka bir dilde aynı anlam kümesini oluşturmak çoğu zaman imkânsız. Bu noktada çeviriye devam etmek için çevirmen bazı çağrışımlara, anlamlara öncelik verir.
Çevirmenin bu tür seçimler yaparken çevirinin önceliklerini de net bir şekide belirlemesi gerekiyor. Bazı durumlarda çevirinin akıcılığı ön plana çıkar; bazı diğer durumlarda ise kastedilen anlamın korunması veya orijinal dilin kültürünün en doğru şekilde aktarılması, dilin akıcılığından çok daha önemli olabilir. O zaman, bir çevirmenin en büyük sorumluluğu çevirdiği yazı veya sözün amacına göre bu tür unsurlar arasında doğru dengeyi kurmak oluyor. Mesela, Orhan Pamuk’un bir eserini İngilizce’ye çevirmek daha hassas bir denge gerektirirken, BM’de Türk heyetinin ifadelerinin çevirilerinde akıcılıktan çok anlamın olabildiğince sadık bir şekilde korunması belirgin bir biçimde daha önemlidir.
Mükemmel bir çevirinin imkânsızlığından çıkan en büyük sonuç, her eserin birçok farklı şekilde çevrilebileceğidir. Farklı çeviriler, eserin öncelikleri hakkında çevirmenlerin farklı görüşlerini yansıtır. Bu öncelikler, eserin amacına, yazarın politik, ideolojik görüşlerine, dili kullanma şekline, geldiği kültürün çevrilen dilin kültürüne yakınlığı veya uzaklığına, okuyucuların beklentilerine göre belirlenir. Böylece her çeviri asıl yazarın olduğu kadar çevirmenin de eseridir.
Eğer mükemmel bir çeviri olsaydı, okuyabilirdik, dinleyebilirdik başka dillerde yazılanları, söylenenleri hiç bunları dert etmeden. Tartışmalara, sorulara yer kalmazdı. Ama pek heyecanı da olmazdı tek bir tercüme sonuna kadar açabilseydi bu yabancı dünyaların kapılarını. Aslında bu kapının ardında pek de farklı birşey olmadığını gösterirdi.
Ama gerçek dünyada daha çok çalışmak gerek. Çok başka coğrafyalardan, çok başka tarihi, dini, geleneği, göreneği olan insanların, normalde çıkaramadığımız seslerle konuştukları bir dilde yazılmış yazılarını anlamak istiyorsak, daha çok çalışmak lazım. Zaten mükemmel bir tercümenin imkânsızlığı, başkalarından öğrenecek daha çok şeyimiz olduğunun en net göstergesi.

SEVGİ YÜKSEL

Kaynak: Radikal

LingoTurk İngilizce Çevirmenler Arıyor

Ankara Kızılay ve İstanbul Bakırköy Ofisleri İçin

LingoTurk Şirketi’nin Ankara Kızılay ve İstanbul Bakırköy Ofisi’nde Inhouse olarak görevlendirilmek üzere İngilizce çevirmen ve/veya çevirmenler alınacaktır.

Adayların CV’lerini insankaynaklari@lingoturk.com adresine

KONU: REF.ING 2007 şeklinde göndermelerini rica ederiz.

Henüz yorum yazilmadi, Yorumlar ve Ilgili Yazilar

Reply to “10. Yıl Nutku 6 bin 900 dile çevrilse…”

Yorum gondermek için Giris yapmaniz gerekiyor.



Bir de bunlara bakın

Hemen ayrılmayın. Bir de sizler için faydalı olabilecek bu sitelere bir göz atın.